| |
İleri aşamadaki meme kanseri
Metastaz yapmış meme kanseri en ileri aşamadaki meme kanseridir, Aşama IV.
Metastaz terimi kanserin ilk tümör bölgesi dışında göğüs ve koltuk altı lenf
bezlerinin ötesinsine (uzak organlara) sıçradığını belirtmek amacıyla
kullanılır. Bu organlara yerleşmiş olan kanser hücreleri buralarda büyümeye
ve bölünmeye devam ederler. Meme kanserinin vücudun hemen her yerine sıçrama
potansiyeli olmasına karşın, en yaygın olarak sıçradığı yer kemiklerdir.
Sıçrama yoğunluğu açısından kemikleri, sırasıyla akciğer ve karaciğer izler.
Metastaz yapmış meme kanserinin tedavisi genellikle hastanın şikayetlerini
hafifletmeye ve yaşam süresini uzatmaya yöneliktir. Birleşik Devletler
Ulusal Kanser Enstitüsüne göre, metastaz yapmış meme kanseri olan kadınların
yaklaşık olarak %10 ila %20si bu hastalıktan kurtulacaklardır, buna yaşam
boyu baskıya alınma da denir, (lifetime remission).
Tanı
Meme kanseri genellikle göğüsteki süt kanalları içerisinde başlar, (Ductal
Carcinoma In Sıtu, DCIS). Göğsün dışına çıkan kanser, genellikle ilk önce
koltuk altı lenf bezlerine sıçrar. Meme kanseri ameliyatı yapılırken,
genellikle koltuk altı lenf bezlerinden bir yada bir kaçı çıkarılarak,
kanserin lenf bezlerine sıçrayıp sıçramadığı belirlenir. Bazı durumlarda,
meme kanseri koltuk altı lenf bezlerine sıçramaksızın vücudun başka
bölümlerine sıçrayabilir. Eğer tümör göğüs ucuna yakın bir bölgedeyse,
öncelikle kaburgaların arasında bulunan lenf bezlerine sıçrayabilir. Bazı
durumlardaysa, kanser lenf sistemini kullanmaksızın kan yoluyla da
yayılabilir.
Kanser vakalarının yaklaşık olarak %10'u ilk tanı aşamasında vücudun başka
bölgelerine sıçramıştır. İlk tanı aşamasında, Aşama IV, tanısı konan
hastaların kanserleri için hızlı yayılıyor denebileceği gibi, kanserin ilk
belirtisini vermeden önce uzun bir süredir hastada var olduğu çıkarımı da
yapılabilinir. Meme kanserinin erken aşamada tanısının konabilmesi için
izlenmesi gereken kuralların takip edilmesi hastalığın erken aşamada
tanısının konmasını olası kılacağından tedavinin başarıya ulaşılma şansını
da arttıracaktır. Bu kuralların arasında, mamogramların çektirilmesi,
kişisel ve klinik göğüs kontrollerinin yapılması vardır.
Metastaz yapmış meme kanseri, ilk tedavi sonrası geri gelen kanser nedeniyle
de oluşabilir. Geri gelen kanserlerin üç türü vardır, yerel, bölgesel ve
uzak organlarda geri gelen. Yerel ve bölgesel olarak geri gelen kanserler
uzak organlarda geri gelen kanserlerden daha az ciddidir, ve mamografi ve
ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleri ile görüntülenebilir. Yerel ve
bölgesel olarak geri gelen kanser belirlendiğinde, doktorlar bazı yöntemlere
baş vurarak kanserin uzak organlara yayılıp yayılmadığını (metastaz yapıp
yapmadığını) belirlemeye çalışırlar. Bu testler arasında;
 |
Kemik Taraması
|
 |
Göğüs Röntgeni
|
 |
Bilgisayarlı
Tomografi (CAT)
|
 |
Magnetik Rezonans Görüntülemesi (MR)
|
Eğer kanser diğer organlara sıçramamışsa, yerel ve
bölgesel olarak oluşan kanser yenilemesinin tedavisi genellikle ilk
tedavinin nasıl yapıldığına bağlı olarak belirlenir. Eğer ilk tedavide
lampektomi yapılmışsa, genellikle mastektomi önerilir. Eğer kanser vücudun
diğer bölgelerine sıçramışsa, durum biraz daha ciddidir.
Kanserin metastaz yapmasının belirtileri arasında;
 |
Kemik ağrısı (Kemik metastazının olası belirtisi)
|
 |
Nefes daralması (Akciğer metastazının olası
belirtisi)
|
 |
İştah azalması (Karaciğer metastazının olası
belirtisi)
|
 |
Kilo kaybı (Karaciğer metastazının olası belirtisi)
|
 |
Sinir ağrısı veya güçsüzlük yada baş ağrıları
(Sinir sistemine metastazın olası belirtisi)
|
Bu belirtiler her zaman değil sadece bazen metastaz
yapmış olan kanserin belirtisidir. Bu belirtilerden birine yada bir kaçına
sahip olan kadın da kesin metastaz var kanısına varmak doğru olmaz. Metastaz
yapmış meme kanserine sahip kadınların pek çoğu hastalıkları oldukça
ilerlemeden hiç bir belirti göstermez.
Meme kanseri Nerelere Sıçrayabilir?
Meme kanseri vücudun hemen hemen her yerine sıçrayabilir. Yaygınlık
sırasında olmak üzere en çok sıçradığı yerler;
 |
Kemikler
|
 |
Akciğerler
|
 |
Karaciğer
|
Metastaz yapan kanserlerin yaklaşık olarak %25i, en önce
kemiklere sıçrar. Omurgadaki kemikler, kaburgalar, leğen kemiği, kafatası ve
kol ve bacaktaki uzun kemikler en çok etkilenenler arasındadır. İki tür
kemik metastazı vardır, bunlardan biride kanser hücreleri kemik dokusunu
yiyerek, kemikte delikler oluşmasına neden olur. Diğer türünde ise, kemiğin
mineral yoğunlu yükselir ama aynı zaman da bu kemiğin daha kırılgan olmasına
neden olur. Her iki tür metastaz da ağrıya neden olur.
Meme kanseri nedeniyle hayatını kaybeden kadınların yaklaşık olarak %60 ila
%70inde kanser akciğerlere de metastaz yapmıştır. Metastazı olan kadınların
yaklaşık olarak %21inde akciğerler metastaz olan tek organdır. Akciğer
metastazının en yaygın belirtileri arasında nefes daralması ve kuru
öksürükler vardır. Bazı durumlarda, akciğer metastazı hiç bir belirti
göstermez ve ancak yalnızca göğüs röntgeni ve bilgisayarlı tomografi
taramasıyla belirlenebilir. Nadiren de olsa, eğer göğüs metastazı belirli
bir bölgede sınırlı kalmışsa, ikincil tümörler ameliyatla alınabilir. Ancak,
pek çok durumda, eğer kanser tüm akciğere yayılmışsa kemoterapi ve diğer
kanser ilaçları ile yapılan tedavi daha etkili olur.
Kemiklerin ve akciğerlerin ardından karaciğer, meme kanserinin en yaygın
olarak metastaz yaptığı üçüncü organdır. Meme kanseri metastaz yapmış olan
kadınların yaklaşık olarak üçte ikisi de, bir aşamada karaciğer metastazı
oluşur. Karaciğer metastazının belirtileri başlangıçta belli belirsiz
olmasına rağmen zaman içerisinde daha belirgin hale gelir. Bu belirtiler
arasında, kilo ve iştah kaybı, ateş, sindirim sistemi problemleri vardır.
Yapılan kan testleri karaciğer metastazının belirlenmesi amacıyla
kullanabilse de, karaciğer metastazının olası diğer karaciğer
hastalıklarından ayırt edilebilmesi için karaciğer biyopsisi gereklidir.
Meme kanseri daha az yaygın olmakla beraber vücudun diğer bölgelerine de
sıçrayabilir. Bu bölgeler arasında kemik iliği, beyin, yumurtalıklar,
omurilik ve gözler vardır.
Tedavi
Metastaz yapmış meme kanseri tedavilerinin büyük bir çoğunluğu, hastanın
şikayetlerinin hafifletilmesi amacıyla yapılır. Tedavi seçenekleri
belirlenmesi aşamasında, daha önce yapılmış olan tedaviler ve hastanın bu
tedavilere nasıl cevap verdiği değerlendirilir.
Metastaz yapmış olan kanserlerde, ameliyat genellikle pek uygulanan bir
tedavi yöntemi değildir, çünkü kanser genellikle tek bir bölgeyle yada
organla sınırlı değildir. Kanserin metastaz yaptığı organ da ne derece
yayıldığına bağlı olarak, radyasyon terapisi uygulanabilir. Metastaz yapmış
olan meme kanseri vakalarında, radyasyon terapisinin genel amacı tümörü
küçülterek ağrıyı azaltmaktır. Örneğin, kemikte bir yada bir kaç nokta da
kanser varsa, radyasyon tedavisi uygulanabilir.
İlerlemiş aşamadaki meme kanseri tedavisinde radyasyon tedavisi gibi yerel
tedavilerden çok vücusun tümümünü etkileyen kemoterapi benzeri sistematik
tedaviler uygulanır. Pek çok kemoterapi tedavisi, üç ila altı ay arasında
sürer ve ilaçlar günlük, haftalık yada aylık olmak üzere hastanın
kemoterapiye verdiği tepkiye bağlı olarak verilir. Kemoterapi seansları
genellikle sürekli değildir, her seansın ardından gelen bir dinleme ve
toparlanma süreci vardır. Bu sürecin gerekliliği, kemoterapi ilaçlarının
kanserli hücreleri olduğu kadar sağlıklı hücreleri de hedeflemesinden
kaynaklanmaktadır.
Araştırmacılar ileri aşamadaki meme kanseri hastalarının tedavisinde yüksek
dozlu kemoterapinin etkinliğini araştırmaktadırlar. Ancak bu konuda ki
çalışmaların sonuçları şu anda çelişkilidir.
Kemoterapiye ek olarak, ileri düzeydeki meme kanseri hastaları bazı
ilaçlarla da tedavi edilirler. Bu ilaçlar arasında;
 |
Tamoxifen
|
 |
Taxol
|
 |
Aromasin
|
 |
Herceptin (Her2/neu pozitif olan hastalar için)
|
Metastaz Yapmış Meme Kanseriyle Başa Çıkmak
Yapılmış olan anketlerin pek çoğu göstermiştir ki, metastaz yapmış meme
kanseri hastaları toplumda "Yaşamak için az zamanları kalmış hastalar"
olarak görülmektedir. Ancak bu kanı doğru değildir, yakın geçmişte
geliştirilen pek çok tedavi bu tip hastaların yaşam kalitelerini yükseltmiş
ve yaşam sürelerini oldukça uzatmıştır. Bu hastaların yaklaşık olarak %20'si
5yıl ve daha uzun yaşarlar. Ancak, hastaların, hasta yakınlarının ve
doktorların tedavinin getirecekleri konusunda gerçekçi olmaları çok
önemlidir. İstatistiklere bakmaksızın, (Ki bu istatistikler 5 yıllık ve
üzeri yaşam süresine ulaşma oranını %16 olarak vermektedirler) her hastanın
değişik bir vaka olduğu ve bu nedenle her hastanın tedavisinin de kendisine
özgü olduğu gerçeği unutulmamalıdır. |
|